Koza Tarım ve Hayvancılık A.Ş. işletme sahibi Ali Bilgin, modern üretim sistemlerine yaptıkları yatırımlar ve Şenpiliç ile yürüttükleri canlı üretim iş birliği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Şenpiliç ile iş birliği kapsamında verimi artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Bilgin, “Şenpiliç ile 15 yılı aşkın süredir güçlü ve aktif bir iletişim halindeyiz. Şenpiliç ile birlikte çalışıyor, birlikte çözüm üretiyoruz.” dedi.
Koza Tarım ve Hayvancılık A.Ş. İşletme Sahibi Ali Bilgin, üretim süreçlerinden sürdürülebilirlik yatırımlarına, biyogüvenlik uygulamalarından sektörün geleceğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Modern üretim anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Bilgin, teknoloji yatırımları ve Şenpiliç ile yürüttükleri uzun soluklu iş birliğinin üretime önemli katkılar sunduğunu söyledi.
300 BİNİN ÜZERİNDE KAPASİTE
İşletmenin kuruluş süreci hakkında bilgi veren Ali Bilgin, aile şirketi olarak faaliyet gösterdiklerini ifade etti ve şunları söyledi: “Burası aile şirketi. Babam, kardeşim ve ben birlikte yönetiyoruz. İşletme babam döneminde kuruldu. İlk kurulduğu dönemde ben üniversitedeydim. O dönemde ailemizin otomotiv yedek parça işiyle ilgileniyordum. 2010 yılına kadar otomotiv sektöründe çalıştım. Daha sonra işletmeye dahil oldum. Şu anda daha çok yönetim tarafıyla ilgileniyorum.”
İşletmenin kapasitesi ve üretim alanları hakkında da bilgi veren Bilgin, şu ifadeleri kullandı: “Şu anda işletmede dönemsel değişiklik göstermekle birlikte 300 binin üzerinde hayvan bulunuyor. Yaklaşık 20 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösteriyoruz. Açık alanımız ise 75 dönümün üzerinde.”
MODERNİZASYON YATIRIMLARINA DEVAM
Üretim süreçlerinde teknolojiyi aktif şekilde kullandıklarını belirten Bilgin, modernizasyon çalışmalarını sürekli geliştirdiklerini söyledi. Bilgin, “Modernizasyon konusunda kendimizi sürekli yeniliyoruz. Yeni yatırım planlarımız kapsamında kümes yönetim sistemlerinde yeni işlemcileri devreye alacağız. Öncelikle belirli bir bölümde deneyeceğiz, uygun görürsek yaygınlaştıracağız. Bu sistemlerle birlikte kümeslerin yönetimini ve takibini daha güçlü şekilde yapabileceğiz. İnsan hatalarını azaltacak, analiz gücünü artıracak ve iletişimi daha akıcı hale getirecek bir yapıya geçiyoruz. Artık cep telefonundan birçok süreci takip edip müdahale edebileceğiz.” dedi.
GÜNEŞ PANELİ VE ARITMA YATIRIMI
Sürdürülebilirlik alanında yaptıkları yatırımlara da değinen Bilgin, enerji ve su yönetimine önem verdiklerini ifade ederek şunları söyledi: “Yaklaşık bir buçuk yıl önce kendi ihtiyacımızı karşılayacak ölçekte güneş paneli yatırımı yaptık. Geçtiğimiz ay ise günlük 75 ton arıtma kapasiteli ters ozmoz sistemi kurduk. Suyumuzu kendi kuyularımızdan çekiyoruz ve kurduğumuz sistemle istediğimiz kaliteye getiriyoruz. Bu yatırımlar hem maliyetleri daha kontrollü hale getiriyor hem de hayvan refahına katkı sağlıyor.”
Çevre dostu üretim anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Bilgin, geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda hassas davrandıklarını söyledi.
Bilgin, “Gübrelerimizi çalıştığımız biyogaz tesislerine gönderiyoruz. Geri dönüştürülebilecek tüm atıkları ayrıştırıyoruz. Hurda atıklarımızı geri dönüşüme veriyoruz. Enerji tasarrufu için LED sistemleri tercih ediyoruz. Çevre kirliliği oluşturmamaya özellikle dikkat ediyoruz.” dedi.
ŞENPİLİÇ İLE GÜÇLÜ BİR İŞ BİRLİĞİMİZ VAR
Şenpiliç ile uzun yıllardır güçlü bir iş birliği içerisinde olduklarını vurgulayan Bilgin, birlikte yürütülen çalışmaların verimliliğe katkı sağladığını belirtti.
“Şenpiliç ile 15 yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Çok iyi ve aktif bir iletişimimiz var. Birlikte iş geliştiriyoruz. Kümeslerde farklı denemeler gerçekleştirerek verimi artırmanın yollarını birlikte arıyoruz. Sıkıntı yaşadığımız zamanlarda birlikte çözüm üretmeye çalışıyoruz. Onların denemek istediği konularda da biz destek oluyoruz. Karşılıklı güçlü bir iş birliğimiz var. Zaten 15 yılı geçen birliktelik de bunun göstergesi.”
BİYOGÜVENLİK EN BÜYÜK ÖNCELİĞİMİZ
Sektördeki en büyük riskin canlı üretimden kaynaklandığını ifade eden Bilgin, biyogüvenlik konusuna büyük önem verdiklerini söyledi. Bilgin, “Canlı hayvan olduğu için risk her zaman var. Hava şartları, uzun yol, hastalık gibi unsurlar üretimi etkileyebiliyor. Bizim görevimiz bu riskleri minimuma indirmek. Önceliğimiz biyogüvenlik. Dışarıdan girişleri kontrol altında tutuyoruz. Personellerimize düzenli eğitimler veriyoruz. Hijyen ve dezenfeksiyon süreçlerini sürekli takip ediyoruz.” diye konuştu.
Sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bilgin, ihracatın artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bilgin, “Bence sektörün gelişmesi için en önemli ihtiyaç ihracatın artması. Tavuk eti ihracatının yükselmesi sektör açısından belirleyici olacaktır. Türkiye’nin bu konuda ciddi bir potansiyeli var. Hem ülke olarak hem de bölgesel anlamda daha güçlü ihracat rakamlarına ulaşabilecek kapasiteye sahibiz.” ifadelerini kullandı.
Gençlerin sektöre bakışına da değinen Ali Bilgin, üretim yapmayı severek sürdürdüğünü belirterek, “Şu dönemde gençlerin bu sektöre yönelmesi çok kolay değil ama ben bu işi çok seviyorum. Her gün büyük keyifle geliyorum. Zorlandığımız dönemler oluyor ama bu iş gerçekten güzel bir iş. Gençlerin de üretimin içinde yer alması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu
Comments are closed.