İstanbul’un köklü kasap markalarından Met Et’in kurucuları Yusuf Mesut Tatar ve Erhan Ceviz, yarım asrı aşan meslek deneyimlerini, kaliteye ve ustalığa adanmış bir hikâyede birleştiriyor. “Biz sadece kasap değiliz; segment üstü, özgün bir markayız” diyorlar. Şenlik Dergisi’ne konuşan Mesut Tatar ve Erhan Ceviz, hikayelerini anlattı…
Kasaplık mesleğine 1965 yılında babasının yanında başlayan Yusuf Mesut Tatar, küçük yaşta kemik sıyırarak başladığı bu mesleği yıllar içinde bir markaya dönüştürmüş.
“Babam kasaptı, dedem et toptancısıydı. Ben de çocuk yaşta bu işin mutfağında yetiştim. 1970 yılında babam işi bana devretti, 2000’e kadar aktif çalıştım. Bugün oğullarım da bu geleneği sürdürüyor” diyor Tatar.
Met Et’in hikâyesi, ortakları Yusuf Mesut Tatar ve Erhan Ceviz’in yeniden bir araya gelmesiyle başlıyor. İkilinin vizyonu, klasik kasap anlayışını modern bir çizgiye taşımak olmuş.
“Met ismini üç ortağımızın adının baş harflerinden oluşturduk: Mesut, Erhan ve Tahsin. Yeni bir konsept yaratmak istedik, Met markası böyle doğdu” diye anlatıyor Tatar.
BİZ FARKLI BİR KASABIZ
1968 Erzincan Refahiye doğumlu Erhan Ceviz, meslek hayatına ilkokuldan sonra İstanbul Tophane’de başlamış. Tavukçuluktan kasaplığa uzanan bir serüveni var.
“2001 yılında Met Kasabı’nı kurduk. O dönemde artık olgunlaştığımı hissediyordum. Daha iyi, örnek teşkil edecek bir yer kurmak istedik” diyor Ceviz. 2011 yılında dört katlı, 450 metrekarelik yeni üretim ve satış alanına sahip Met Et’in bugünkü yerini açtıklarını belirten Ceviz, markanın çizgisini şöyle özetliyor: “Biz kendimizi sadece kasap olarak tanımlamıyoruz, segment üstü bir markayız ama steakhouse da değiliz. Met Et farklı bir kasap anlayışını temsil ediyor.”

KALİTE VE EMEĞİN HARMANI
Met Et’in menüsünde geniş bir ürün yelpazesi bulunduğunu ifade eden Tatar, “Özel marine edilmiş bütün tavuklar, panko ve galeta unlu şinitzeller, Asya usulü tavuk, mantarlı sote çeşitleri, kıvırcık kuzu etiyle hazırlanan pirzolalar ve özel dana lokumlar bunlardan sadece birkaçı.” dedi. Tatar, et seçiminde gösterdikleri titizliği vurguluyor: “Dana etlerimizi Gönen yöresinden, düve hayvanlardan alıyoruz. Kuzularımız ise sadece Trakya kıvırcığı. Elli yıldır başka hiçbir bölgeden et almadım.”
Ceviz ise markalaşmanın sorumluluğuna dikkat çekiyor: “Kaliteli ürün satmak bir markanın en temel sorumluluğudur. Bunu korumanın yolu iyi ürün bulmak, iyi ekiple çalışmak ve kazan-kazan prensibiyle hareket etmektir.”
YENİ NESİL KASAPLIK ANLAYIŞI
Bugün Tatar’ın gastronomi eğitimi almış iki oğlu da işin içinde. Yurt dışında edindikleri deneyimle yeni lezzetler geliştiriyor, hazır ürün grubuna yenilikçi dokunuşlar katıyorlar. Tatar, mesleğin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamlıyor: “Usta kasap dediğin işini iyi bilen, ilgili, güler yüzlü ve düzgün olmalıdır. Kasaplık dünyanın her yerinde geçerli bir meslektir; nereye giderseniz gidin, bu işi biliyorsanız ekmeğinizi kazanırsınız.”

Comments are closed.